23 Mayıs 2022 Pazartesi



Yarım Asırı Geride Bırakırken,

Ferda...

İnsan da Fermente Olur

Yaşlanmaktan korkmanın arkasında yatan asıl korkumuz olan ölümü görünce bıraktım korkmayı ondan.

Yıllar hızla ve telaş içerisinde geçerken aynaya dikkatlice baktığım bir gün görmüştüm o minik ince çizgileri, ilk kez gözlerimin etrafında. Çok ürküttü beni o gün bu çizgiler. 

Eyvah yaşlanıyorum, şaşkınlığı panik duygusuna bırakır hemencecik kendisini. Ne de olsa yaşlılığın sonunda ölümdür bizi bekleyen.

İlk paniği geçiştirince aynalara dikkatle bakmaya bir süre korkup, bakmayınca gerçek değişir sanarak kaçmıştım. Ama artık o yeni halimle tanışmış, bakmasam da aksime, o halin orada olduğunu biliyordum. 

İlk şaşkınlık ve paniğin ardından gelen kabullenişi yaşamak için yaşlanma paketinin içindekileri açmadan biraz da olsa görmem, fark etmem gerekti. Paketi göremeyenler ilk çizgilerle karşılaşınca botoks için doktora gittiler bile. 

Paketin dışındaki kırışıklıklar ve beyaz saçlardan dikkatimi paketin içine çeviriyor ve içinden çıkanları merakla anlamaya çalışıyorum.

5 Mayıs 2022 Perşembe



Çiçeği Bal Eyledim,
Arıya Gel Eyledim

 

Yabani otlar bile demeyip, üzerinden geçtiğimiz, o yabanıl, istenmeyen, sevilmemiş, tüketim toplumunda kıymeti bilinememiş, kadimde ise kıymeti yücelerde olan yabani şifalı otları kapsıyor bu yazı.


Kış bitmiş, yaşam yeniden baharla can bulmuş, hayatın toprakla yeniden can olma zamanı gelmişken, yabanıllar büyük bir aşk sarhoşu gibi buluşuyorlar toprakla. Baharın ilk canları, ilk erleri gibi ulaşabildikleri en ücra köşelerde bile can bulup bizi şaşırtıyorlar. Kayanın dibi, kökün ucu, dalın kenarıymış farketmeden yayılırlar, her yer onlara aitmişçesine. Güçlüdür kökleri, adları üzerlerinde yabanıl olmak zordur, doğanın tüm vahşiliğinin ortasında yerdedir onların yaşamı. Üzerine basıp geçer tüm insan ve hayvanat. Hayvanlar koparıp yer yaprak ve çiçeklerini, arılar en çok onların çiçeklerinden bal yapmayı sever, yerden toplarlar akşama kadar ballarını.

13 Nisan 2022 Çarşamba

 

Vahşi Fermantasyon



Ya da yabani fermantasyon. Mevzu yaban hayatı biraz tanımakla ilgili.Tanımadan yapılır mı, evet. Ama yapılan öğrenilmiş olmaz, ezbere olur.

İnsan eli değmeden kendiliğinden yetişen bitkilere eskiler Hüdayı Nabit derlermiş. Arka bahçede, parklarda, kırlarda, ormanlarda yabani ot diye tanımlanan pek çok bitkinin yenilebilir ve şifalı bitkiler olduğunu biraz geç keşif ettim. Köylerde geleneksel olarak bu bilgiler nesilden nesile aktarılıp tazeliğini korurken, biz şehir insanları bu kadim bilgilerden bihaber olarak daracak duvarların arasında yaşamlarımızı sürdürüyoruz.

Adeta ecza deposu gibi olan doğayla barıştığımızda, doğa bize tüm güzelliklerinin kapısını aralıyor. Bize düşen yalnızca, onları görmek ve o kapıdan girmeye istekli olmak.

23 Haziran 2021 Çarşamba

Ağaç, toprak, kül, kömür, bitki, hayvan ve diğer; “Yaşayan Her şey”


23.06.2021
Sonsuz doğa döngüsünün bir parçası insan. Doğada her şey bir döngü içerisinde birbiriyle besleniyor. Besin zincirinin en tepesinde ise toprak var. Her şey ondan geliyor ve ona dönüyor. Toprak bitkiyi, hayvanı ve insanı besliyor. İnsanlık tarihinden daha eski doğa anamız. İnsan tüm öğretileri, bilgileri ondan öğrendi. Onunla yan yana, onunla birlikte hareket ederek yaşamını idame ettirdi. Hastalanınca doğada şifasını buldu. Acıktı, doğadan beslendi. Tarımı, hayvancılığı buldu. Hepsi doğada hazırdı zaten. İnsan bunları lehine kullanmayı öğrendi yalnızca. Hiçbir şeyi icat etmedi. Mevcut olanı buldu.

Sonra ne mi oldu?

28 Nisan 2021 Çarşamba

Menekşe, Lale, Gül, Hanımeli...

 28.04.2021

Çiçekler açsın, böcekler ötsün, kırlarda sevgililer elele gezsin...

Şarkılar ne kadar coşkulu ve neşeli, tıpkı hayatın kendisi gibi demek isterdim, ama sanırım insanlar için çoğu zaman hayat coşkudan ve neşeden çok çok uzak. Bilmek, düşünmek, gelecek kaygısı ve öleceğini bilerek yaşamak, insanoğlunun laneti ya da kimilerine göre imtihanı sanırım. Bu bilgilerle, geçmişin üzücü anıları ve geleceğin kaygılarıyla yaşamak işte bizi insan yapan ve diğer canlılardan ayıran da bu. Pandeminin bilmem kaçıncı dalgasını yaşadığımız, yeniden kapanmanın tekrar başlayacağı bu günler, haftalar, aylar hatta artık yıllarda çoğumuz neşe ve sevincimizi yitirdik belki, ama sanırım tam da bu zamanda hatta bu anda yönümüzü doğaya dönmek ve doğadan öğrenmek gerekiyor. Bunun için geç değil.

27 Nisan 2021 Salı

Mavi Yumurtlayan Tavuğum ve Sülünlerim

 27.04.2021


Mavi yumurtlayan tavuk mu olurmuş dedim ilk okuduğumda. Yaşadığım yere yakın bir köyde tam olarak da mavi yumurtlayan mavi tavuk ve horoz varmış, ne güzel. İlgimi bilen eşim hemen mavi bir tavuk ve horozunu getirip sürümüze ekledi. Zaten yumurtlayan bir tavuk olduğu için yumurtalarıyla bilirlikte geldi. 
Fermente yemle beslenmeye alışan bizimkiler artık kuru yem yemez oldular. Bizim sesimizi ya da ayak sesimizi duyar duymaz da koşa koşa verandaya geliyorlar. Fermente yemin yanı sıra her gün onlara yeşillik, probiyotik turşu ve ekşi mayalı kendi yaptığım ekmekten de veriyorum. Sülünler ve eski tavuklar bu günlük rutine çok alıştılar ama maviler henüz yeşillik ya da ekmek yemiyorlar, çünkü sürüdeki hiyerarşinin maalesef şu an en altındalar. Öyleki sülünlerden bile altta. Ne zaman bu ekstra besinleri vermek için çağırsam maalesef sürü onların bunlarla beslenmesine izin vermiyor. Tavuklar mavi tavuğu, horoz da mavi horozu kovalayıp uzaklaştırıyor.

9 Nisan 2021 Cuma

Herkes İçin Fermantasyon- Fermente Tavuk Yemi


09.04.2021

Beş tavuk, bir horoz ve iki sülünden oluşan küçük bir sürüm var. Tavuk besleyen herkesin bildiği gibi ben de kısa sürede tavukların doymak bilmeyen iştahına şahit oldum. Her an yemeye hazır bu minik dinazorlar, bahçenin en son ve uzak noktasında bile olsalar, sesimi duyar duymaz bütün güçleriyle hepsi birlikte bana doğru koşmaya başlıyorlar. Bahçede yürürken, arkamdan koşa koşa takip eden bir tavuk sürüsü ile dolaşmak beni bir çocuk gibi mutlu ediyor.  Onları seviyorum, günüme her zaman neşe katıyorlar. Her gün yumurtalarını toplamak, mükemmel lezzette olan taze yumurtalarını yemek işin en keyifli tarafı. İçlerinde henüz yumurtlamaya başlamamış olanlar da var. Yeni yumurtlamaya başlayanlardan bir tanesi her gün verandadaki masanın tam ortasına yumurtluyor, yakalayamazsanız bazen düşüp kırılıyor bu yumurta. Bu durum beni çok güldürüyor, çünkü tavuğun yumurtayı altın yumurta gibi masaya bırakmasına gülüyorum her gün. Onun yumurtasına bu kadar değer vermesi bence hiç de anlaşılmaz bir şey değil.