Tuz-Fermantasyon-Hiçlik-Boşluk-Tekamül Üzerine Tuz, doğadaki her türlü enerjiyi, kokuyu, fazlalığı ve kaosu emip içine hapseden bir ‘hiçlik’ noktasıdır. Fermantasyonun kalbi olan tuza derinlemesine bakıyoruz. Kavanozun içine girdiği an, oradaki gürültüyü (çürümeyi) durdurur ve derin bir sessizlik (alan) açar. Yaratım, ancak boşlukta mümkündür. Tuz, şifalı bakterilerin yaşam bulacağı o temiz boşluğu yaratan güçtür. Biz maddeyi değil, maddenin yarattığı bu görünmez alanı konuşacağız. Tabii ki bahsettiğimiz gerçek tuz yani kaya tuzu deniz tuzu yani milyarlarca yıldır yeryüzünde var olan işlem görmemiş olan tuz . Marketlerde sofra tuzu diye satılan tuz konumuz dışıdır o endüstriyel bir maddedir ve gerçekten sağlığa zararlıdır diğer tüm işlem görmüş maddeler gibi. Biyolojik olarak tuz bir mineraldir, evet. Ama varoluşsal olarak tuz bir ”kap”*tır. Nötür bir alan. Tarih boyunca arındırma ritüellerinde tuzun kullanılmasının sebebi, onun “emici” doğasıdır. Negatif olanı, kirli olanı, ...
BÖLÜM 1: Ego'nun Gürültüsü ve Varoluşun Sessiz Dansı Hareketi zihinsel bir telaş, durmayı ise bir yok oluş sanmak... Bu, sadece modern çağın değil, asıl olarak Egonun en büyük yanılgısıdır. Ego, varlığını sürdürebilmek için sürekli bir "oluş" haline, bir hikâyeye, geçmişten geleceğe uzanan bir zaman çizgisine ihtiyaç duyar. “Şimdi ve burada”ki o zamansız noktada var olamaz. O yüzden durmaktan korkar. Zihin durursa, hikâye biterse, kendisinin de yok olacağını bilir. Bu yüzden bizi sürekli bir yerlere yetişmeye, bir şeyleri oldurmaya, nefes nefese bir koşturmacaya sürükler. Oysa biz Egonun yarattığı bu hayali fırtınanın içinde savrulurken, hakikat tam olarak “şimdi ve burada”, sessiz ve muazzam bir ihtişamla akmaya devam eder. Yaşamın o en saf, en el değmemiş akışı, "Bilincin Dansı", Egonun dramalarından bağımsızdır. Kalp, egodan emir almadan atar; Amir memurdan emir alır mı? Hücreleriniz o büyük zekayla bölünür, yaralarınız siz planlamadan iyileşir. Bu, "...