Yağların Ruhu- Kafur Yolculuğun bu ilk adımında yağların atası, kristalize olmuş bir nefes var; Kafur. Maddenin en latif hali. Avucunuzda katı, bıraktığınızda hava. Eriyip akmaz, bulaşmaz, leke tutmaz. Arkasında iz bırakmadan göğe karışan bir derviş hali. Ramana Maharshi ve Papaji ustaların bile işaret ettiği o büyük hakikat: "Zihin, ateşe değen Kafur gibi olmalı." Odun yansa külü kalır, kömür yansa isi kalır. Ama Kafur yandı mı, ardında "ben" demez, tortu bırakmaz. Biter, gider ve Nura karışır. İşte aradığımız o hafiflik, o "yok oluş" bu. Ve o müjdeli haber... Kuran, cennet kadehlerinin Kafur koktuğunu fısıldar. Çünkü o, ateşin içindeki serinliktir, ateşin kalbindeki boşluk. Mevlana’nın, Şems’in ikliminde nefs (ego-zihin) hırsla yanarken; Kafur gelir, o yangını "Hu" nefesiyle ferahlatır. Yakan değil, yatıştıran bir serinlik. Ruh için neyse, beden için de odur. Daralan göğse inşirah (genişleme) verir, tıkalı nefesi açar. Sızlayan, yanan bede...
Tuz-Fermantasyon-Hiçlik-Boşluk-Tekamül Üzerine Tuz, doğadaki her türlü enerjiyi, kokuyu, fazlalığı ve kaosu emip içine hapseden bir ‘hiçlik’ noktasıdır. Fermantasyonun kalbi olan tuza derinlemesine bakıyoruz. Kavanozun içine girdiği an, oradaki gürültüyü (çürümeyi) durdurur ve derin bir sessizlik (alan) açar. Yaratım, ancak boşlukta mümkündür. Tuz, şifalı bakterilerin yaşam bulacağı o temiz boşluğu yaratan güçtür. Biz maddeyi değil, maddenin yarattığı bu görünmez alanı konuşacağız. Tabii ki bahsettiğimiz gerçek tuz yani kaya tuzu deniz tuzu yani milyarlarca yıldır yeryüzünde var olan işlem görmemiş olan tuz . Marketlerde sofra tuzu diye satılan tuz konumuz dışıdır o endüstriyel bir maddedir ve gerçekten sağlığa zararlıdır diğer tüm işlem görmüş maddeler gibi. Biyolojik olarak tuz bir mineraldir, evet. Ama varoluşsal olarak tuz bir ”kap”*tır. Nötür bir alan. Tarih boyunca arındırma ritüellerinde tuzun kullanılmasının sebebi, onun “emici” doğasıdır. Negatif olanı, kirli olanı, ...